...:::Hogwarts Cafe:::...


 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 İluvatar ve Valar

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Yönetici
Hogwarts Baş Müdürü
avatar

Yaş : 26
Mesaj Sayısı : 471
Meslek : Öğrenci
Büyü Gücü : 1799
Sihir Tozu : 301
Kayıt tarihi : 26/07/09

MesajKonu: İluvatar ve Valar   Perş. Eyl. 24, 2009 7:00 pm

Önce Eru vardı, Tek Olan, Arda'da Iluvatar diye isimlendirilen,dünyanın ötesinde oturan Daimi Efendi. Dünya'yı O yaratmıştır ve ne dünyaya aittir ne onun içindedir, ama onu sever. Gerçekliğini paylaşmaları için Ainur'u, Kutsal Olanlar'ı yarattı ve onlar, hiçbir şey yaratılmadan önce onunlaydılar.
Ve Ainur'un müziğiyle biçimlendi Arda. Ainur'dan isteyenler Ea(Dünya)'ya indi ve Dünya'nın Güçleri, Valar diye adlandırıldılar.
Valar Efendileri yedi tanedir; Valier, yani Valar Kraliçeleri de yedi tanedir. Valar Efendileri; Manwe, Ulmo, Aule, Orome, Mandos, Lorien ve Tulkas'tır. Valar Kraliçeleri de; Varda, Yavanna, Nienna, Este, Vaire, Vana ve Nessa'dır. En güçlü Ainur'lardan olan Melkor da yeryüzüne inmiş ancak Valar'a olan düşmanlığı nedeniyle zaman içinde Valar arasında sayılmamış ve adı Dünya üzerinde anılmamıştır.
Valar'ın bir bölümü erkek, bir bölümü kadın suretine büründü. Çünkü başlangıçlarından beri onlarda bu mizaç farklılığı vardı ve onlar ki kendi seçimlerinde bedenleştiler.

VALAR EFENDİLERİ;

MANWE: Manwe ve Melkor, Iluvatar’ın düşüncesinde kardeştiler. Dünya’ya giren Ainur arasında en güçlüsü başlangıçta Melkor’du; ama Manwe, Iluvatar’ın en çok sevdiğiydi, onun isteklerini en açık biçimiyle anlayanıydı. Ve O, zaman tamam olduğunda, tüm kralların ilki olmak için atanmıştı; Arda diyarının efendisi ve orada yaşayan her şeyin hükümdarı. Arda’da, O’nun sevinci rüzgârın ve bulutların içindeydi, havanın tüm katmanlarında, yüksekliklerden derinliklere, Arda’nın Örtüsü’nün en uzak sınırlarındaki çimenlerde esen meltemlerde. Lakabı Sulimo’ydu, Arda Soluğunun Efendisi. Bütün hızlı kuşları ve kanadın gücünü severdi, onlar da onun arzusuna göre gelip giderlerdi.

ULMO: Suların Efendisidir. Tek başınadır. Hiçbir yere uzun süre yerleşmez, Dünyanın üstündeki ya da altındaki tüm derin sularda dilediğince gezinir. Kudrette Manwe’ye en yakın olandır ve Valinor yaratılmadan önce onun en yakın dostuydu; ama sonra önemli şeyler tartışılmadıkça Valar divanlarına çok az gitti. Tüm Arda’yı düşüncesinde barındırır ve bir konağa ihtiyacı yoktur. Üstelik toprak üzerinde yürümeyi sevmez ve kendisini akranlarının üslubuna göre nadiren bir gövdeye büründürürdü. Eğer Eru’nun çocukları ona bakarsa, büyük bir korkuyla dolarlar; çünkü tepesi köpüklü korkunç miğferi ve gümüşten, yeşilin tonlarına dek donuk bir şekilde parıldayıp titreşen zırhlı giysisiyle Deniz Kralı’nın, yükselen bir dalga gibi toprağın üzerinde görünmesi korkutucudur. Manwe’nin boru gibi sesi gürültülüydü, ama Ulmo’nun sesi, yalnızca kendisinin görebildiği okyanusun derinlikleri kadar derindi. Bununla beraber Ulmo, hem Elfleri hem İnsanları sevdi, Valar’ın öfkesi altında kalsalar bile onları hiç terk etmedi. Ara sıra Orta Dünya’nın kıyılarına görünmez olarak gelir veya körfezlerin içlerine kadar girerek denizden uzaklaşıp karaya doğru yaklaşır, orada beyaz deniz kabuklarından yapılmış büyük borusu Ulumuri ile müzik yapardı; müziğini duyanlar bunu kalplerinde hisseder ve denize olan hasretleri onları bir daha asla terk etmezdi. Ama Ulmo, Orta Dünya sakinleriyle genellikle sadece suyun müziği olarak duyulan seslerle konuştu. Çünkü tüm denizler, göller, nehirler, pınarlar ve kaynaklar onun yönetimindedir; bu yüzden Elfler, Ulmo’nun ruhunun dünyanın tüm oluklarına aktığını söyler. Böylece tüm haberler, Arda’nın tüm ihtiyaçları ve kederleri, Manwe’den saklanacak olsalar dahi, derinliklerde bile Ulmo’ya ulaşır.

AULE: Ulmo’dan biraz daha az kudretlidir. Egemenliği Arda’nın yapıldığı tüm maddeler üzerinedir. Başlangıçta Manwe ve Ulmo ile birlik içinde çalıştı; görevi toprakların şekillendirilmesiydi. Bir demircidir ve tüm zanaatların efendisidir, küçücük bile olsalar tüm beceri işlerinden, eskinin görkemli yapımları kadar zevk alır. Yeryüzünün derinliğinde yatan değerli taşlar, elde tutması güzel olan altın onundur ve dağ yamaçlarından, deniz havzalarından daha az değildir. Noldor ondan çok şey öğrendi ve O, daima onların dostu oldu. Melkor onu kıskanırdı, düşüncede ve güçte Aule ona denk gibiydi ve aralarında uzun bir mücadele vardı; Melkor daima Aule’nin işlerini bozdu ya da mahvetti, Aule de Melkor’un kargaşa ve fesatlığını onarmaktan yorulup usanmıştı. Ama ikisi de becerilerinin övülmesinden zevk almak, yeni ve diğer Vala’lar tarafından düşünülmemiş şeyler yapmak istediler. Aule, Eru’ya sadık kalarak tüm yaptıklarını onun arzusuna sundu; diğerlerinin işlerini kıskanmadı, araştırdı ve öğütler verdi. Oysa Melkor ruhunu kıskançlık ve nefret içinde harcadı, ta ki sonunda diğerlerinin düşüncelerini taklit etmek dışında hiçbir şey yapamayana dek ve eğer yapabilirse, onların tüm işlerini yok etti.

FEANTURI (NAMO ve IRMO): Ruhların Efendileri, Feanturi, kardeştirler; genellikle Mandos ve Lorien diye çağrılırlar. Ama doğrusu, bu onların yaşadıkları yerlerin isimleridir, gerçek isimleriyle Namo ve Irmo’dur.

Kardeşlerin daha büyüğü olan NAMO, Valinor’un batısına doğru olan Mandos’ta oturur. O, Ölüler Evi’nin koruyucusu ve katledilenlerin ruhlarını bir araya getirendir. Hiçbir şeyi unutmaz; Iluvatar’ın özgürlüğünde sessizce bekleyen şeyler dışında, olacak her şeyi bilir. Valar’ın Hüküm Vereni’dir; ama hüküm ve yargılarını sadece Manwe’nin emri üzerine söyler.

Daha genç olan IRMO, görünün ve düşlerin efendisidir. Valar diyarında, bahçeleri birçok ruhla dolu ve tüm dünyadaki en güzel yer olan Lorien’de yaşar. Valinor’da oturan herkes Irmo ve Este’nin pınarlarında yeniden canlılık kazanır; sık sık Lorien’e gelir ve orada üzerlerindeki Arda’nın yükünü azaltıp dinlenme fırsatı bulurlar.

TULKAS: Güç ve cesaret işlerinde en görkemli olanlarıdır, lakabı Yiğit’tir, Astaldo. Melkor’la yaptıkları ilk savaşta Valar’a yardım etmek için Arda’ya girmiştir. Güreşten ve güç yarışlarından keyif alır; at binmez, çünkü ayakları üstünde giden her şeyden daha iyi koşabilir, o yorulmazdır. Tulkas sporda ya da savaşta daima güler. Elfler doğmadan önceki savaşlarda Melkor’un yüzüne bile gülmüştü. Saçı ve sakalı altın renginde, bedeni sağlıklıdır; silahları elleridir. Geçmişe ya da geleceğe pek aldırmaz, bir danışman olarak işe yaramaz ama gözü pek bir arkadaştır.

OROME: Kudretli bir efendidir. Tulkas’tan biraz daha az güçlüyse bile kızgınlığı daha korkunçtur. Orome, Orta Dünya’nın topraklarını çok sevdi ve oraları isteksizce terk ederek Valinor’a en son gelen oldu. Eskiden sık sık yanında ordusuyla dağlar üzerinden doğuya geçerek, tepelere ve düzlüklere döndü. O, canavarların ve kötü yaratıkların avcısıdır, atlardan ve tazılardan zevk alır; bütün ağaçları sever, bu yüzden Ormanların Efendisi, Aldaron diye çağrılır ve Sindar da ona Tauron der. Güneşte ak ve gecede gümüşi parlayan atının ismi Nahar’dır. Güneşin kızıllık içinde yükselmesi ya da bulutları ayıran şimşekler gibi sesi olan Valaroma, yüce borusunun ismidir. Onun borusu ordusunun tüm borularının üzerinde Yavanna’nın Valinor’da yarattığı ormanlarda duyulur; çünkü orada Orome halkını ve hayvanlarını Melkor’un kötü yaratıklarını kovalamaları için eğitecekti.

VALAR KRALİÇELERİ;

VARDA: Manwe, Ea’nın tüm diyarlarını bilen Yıldızların Hanımı Varda ile yaşardı. Onun güzelliği İnsan ya da Elf sözcükleriyle ifade edilemeyecek kadar görkemlidir; çünkü Iluvatar’ın ışığı hala onun yüzünde yaşardı. Gücü ve neşesi ışıktadır. Ea’nın derinliklerinden Manwe’nin yardımına geldi; çünkü Müzik’in yapımından önce Melkor’u biliyordu ve onu reddetmişti, Melkor ondan nefret etti ve onu Eru’nun yarattığı tüm diğer şeylerden daha fazla korkuttu. Manwe ve Varda birbirlerinden nadiren ayrıldılar ve Valinor’da yaşadılar. Konakları, ebedi karın, Oiolosse’nin, Taniquetil’in en yüksek zirvesinin üzerindeydi, Dünya’nın tüm dağlarının en yükseğinin. Manwe orada tahtını yükselttiğinde ve ilerilere baktığında, eğer Varda yanındaysa, sisin, karanlığın ve denizin fersahlarının içinden, diğer tüm gözlerden daha da uzakları görür. Eğer Manwe onunlaysa, Varda, doğudan batıya, tepelerden, vadilerden ve Melkor’un Dünya üstünde yarattığı karanlık yerlerden bağıran seslerin tınısını diğer tüm kulaklardan daha açıkça duyar. Elfler bu dünyaya yerleşmiş tüm Ulular içinde en çok Varda’ya hürmet ve sevgi gösterirler. Ona Elbereth diye seslenirler; Orta Dünya’nın gölgelerinden ismini çağırır ve yıldızların yükselişinde onu şarkıyla yüceltirler.

YAVANNA: Aule’nin karısı adının anlamı Doğurgan olan Yavanna’dır. Yeryüzünde yetişen her şeyin sevgilisidir, onların sayısız biçimlerini aklında tutar, çok uzun zaman önceki ormanların kule gibi ağaçlarından taş üzerindeki yosunlara ya da küfteki küçük ve gizli şeylere dek. Yavanna, saygınlıkta Valar Kraliçeleri arasında, Varda’dan sonra gelir. Uzun boylu ve yeşil giysili bir kadın biçimindedir; ama bazen başka suretlere de bürünür. Onun güneşle taçlanmış şekilde bir ağaç gibi göklerin altında duruşunu görenler vardır; tüm dallarından altın bir çiy kıraç yeryüzüne serpildi ve ürünler yeşillendi; ağacın kökleri Ulmo’nun sularındaydı ve Manwe’nin rüzgârları onun yapraklarında konuştu. Eldar dillerinde ona Yeryüzü’nün Kraliçesi, Kementari, denir.

VAİRE: Feanturi Namo’nun karısı Dokumacı Vaire, zaman içinde olan her şeyi artık destanlaşmış olan ağlarına dokur ve çağlar geçtikçe genişleyen Mandos’un salonları onlarla süslenir.

ESTE: Feanturi Irmo’nun karısı Nazik Este, yaraların ve yorgunluğun iyileştiricisidir. Este’nin giysisi gridir ve dinlenmek onun ihsanıdır. Gündüzleri gezinmez, ağaçlarla gölgelenmiş Lorellin gölünde bir adada uyur.

NİENNA: Este’den daha güçlü olandır, Feanturi’nin kız kardeşi; tek başına yaşar. Kederi ve Melkor’un bozması yüzünden Arda’nın acı çektiği her yara için yas tutmasıyla tanınır. Hüznü öylesine büyüktür ki, Müzik gelişirken kendi şarkısı bitiminden çok daha önce ağıta dönüşmüştü ve yas tutuşun sesi, Dünya daha oluşmaya başlamadan önce Dünya’nın temalarına örüldü. Ama kendisi için ağlamaz; onu dinleyenler merhameti, umut içinde dayanmayı öğrenir. Konağı Batı’nın batısında, dünyanın sınırları üzerindedir ve evinin pencereleri dünyanın duvarlarının ötesine bakar. Sakinlerinin mutlu olduğu Valimar kentine nadiren gider. Daha çok kendi evine yakın olan Mandos’un salonlarına gider ve Mandos’ta bekleyen herkes ona yalvarır, çünkü o, ruha güç getirir, acıyı bilgeliğe dönüştürür.

NESSA: Tulkas’ın karısı, Orome’nin kız kardeşidir. Kıvrak ve çabuk ayaklıdır. Geyikleri sever ve onlar da Nessa ne zaman yabana çıksa onun derslerini izlerler, ama o, saçlarında rüzgârla bir ok gibi hızlıdır, onlardan daha iyi koşar. Dans etmekten zevk alır ve Valimar’ın hiç solmayan çayırlarında dans eder.

VANA: Orome’nin karısı, Yavanna’nın küçük kız kardeşi Ebedi-genç Vana, eğer geçerken üstlerine bakarsa tüm çiçekler topraktan fışkırıp açar, tüm kuşlar onun gelişinde şarkılar söyler.

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartscafe.roleplaylife.net
 
İluvatar ve Valar
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
...:::Hogwarts Cafe:::... :: ~¤~ Fantastik Edebiyat ve Bilim Kurgu ~¤~ :: Yüzüklerin Efendisi-
Buraya geçin: